Lazerle Dövme Sildirme
Lazerle dövme sildirme; cildin dermis tabakasına yerleşmiş kalıcı boya pigmentlerinin, Q-Switched veya Pikosaniye gibi ileri teknoloji lazer sistemleri ile mikro parçacıklara ayrılarak vücudun doğal lenfatik sistemi tarafından atılmasını sağlayan medikal bir prosedürdür. Selektif fototermoliz prensibiyle çalışan bu işlem yüksek enerjili ışık dalgalarını yalnızca hedefteki mürekkebe odaklar ve çevre dokuya zarar vermeden pigmenti parçalar. Dövmenin rengine, derinliğine ve cilt tipine uygun dalga boylarının kullanıldığı bu yöntem cerrahi müdahaleye gerek kalmadan istenmeyen dövmelerin cilt bütünlüğünü koruyarak, minimum iz riskiyle ve kalıcı olarak yok edilmesinde uygulanan en güvenli estetik tedavi standardıdır.
Dövme Sildirme İşleminin Çalışma Prensibi
Dövme sildirme işleminin nasıl çalıştığını anlamak için önce dövmenin neden kalıcı olduğunu kavramak gerekir. Dövme sanatçısı iğneyi deriye batırdığında, mürekkebi cildin “dermis” dediğimiz orta tabakasına bırakır. Bu mürekkep parçacıkları, vücudumuzun savunma hücreleri için yutulamayacak kadar büyüktür. Vücut bu yabancı maddeyi atmak ister ama gücü yetmez, bu yüzden boyayı olduğu yere hapseder ve dövmeniz kalıcı hale gelir.
Lazer teknolojisi işte tam bu noktada devreye girer. Kullandığımız lazerler, cildin üzerinden geçip doğrudan boya pigmentine odaklanan çok yoğun ve hızlı enerji dalgaları gönderir. Bu süreci büyük bir kayayı çekiçle kırmaya benzetebiliriz. Lazer enerjisi, o büyük boya kütlesine çarptığında “fotoakustik” dediğimiz bir şok dalgası yaratır. Bu etkiyle boya partikülleri mikroskobik toz zerreciklerine ayrılır.
Parçalanan bu küçük zerreler artık vücudun savunma hücreleri olan makrofajlar tarafından kolayca yutulabilir hale gelir. Bağışıklık sisteminiz bu küçük parçaları zamanla lenf dolaşımı yoluyla temizler ve vücuttan atar. Yani aslında dövmeyi silen lazer değil lazerin yardımıyla kendi vücudunuzdur. Lazer sadece parçalar, temizliği vücudunuz yapar.
Eski Yöntemler
Teknolojinin bu kadar ilerlemediği dönemlerde dövme sildirme girişimleri ne yazık ki oldukça travmatik sonuçlar doğurabiliyordu. O zamanlar amaç boyayı seçip ayırmak değil boyalı deriyi fiziksel olarak yok etmekti. Bu da ciddi hasarlara yol açıyordu.
Eskiden kullanılan ve artık önermediğimiz bazı yöntemler şunlardır:
- Dermabrazyon
- Kimyasal peelingler
- Tuzlama
- Cerrahi eksizyon
- Kriyocerrahi
Bu yöntemler “seçici” değildi. Yani boyayı hedeflerken etrafındaki sağlam dokuyu da tahrip ediyorlardı. Sonuç genellikle dövmenin silinmesi değil dövme şeklinde bir yanık izi veya yara dokusu oluşmasıydı. Modern lazerlerin farkı “Selektif Fototermoliz” prensibidir. Bu süslü terim kısaca şu anlama gelir: Lazer sadece hedeflediği rengi görür ve enerjisini sadece ona boşaltır. Yanındaki sağlam deri hücresine “seninle işim yok” diyerek zarar vermeden geçer. Bu sayede iz kalma riski minimuma inerken etkinlik maksimuma çıkar.
Q-Switched ve Pikosaniye Lazer Farkları
Dövme sildirme araştırması yaparken karşınıza en çok çıkacak iki terim Q-Switched ve Pikosaniye lazerlerdir. Her ikisi de başarılıdır ancak aralarında teknolojik bir nesil farkı vardır:
Q-Switched lazerler uzun yıllardır bu işin standardı olmuştur ve “nanosaniye” hızında atış yaparlar. Bu hız saniyenin milyarda biri kadardır. Bu lazerler boyayı parçalamak için hem ısıyı hem de ses dalgasını kullanır. Ancak teknoloji durmadı ve Pikosaniye lazerler geliştirildi.
Pikosaniye lazerler, nanosaniye lazerlerden çok daha hızlıdır; saniyenin trilyonda biri hızında atış yaparlar. Bu inanılmaz hız, enerjinin ısıya dönüşmesine fırsat vermeden doğrudan çok güçlü bir basınç dalgası (şok dalgası) yaratır. Bu boyayı kum tanesi yerine pudra şekeri kıvamında parçalamak demektir.
Pikosaniye teknolojisinin sağladığı bazı avantajlar şunlardır.
- Daha az ısı hasarı
- Daha hızlı iyileşme
- Daha etkili parçalanma
- Daha az seans sayısı
- Daha düşük yan etki riski
Özellikle ısıya bağlı doku hasarı riskini azalttığı için, daha konforlu bir iyileşme süreci sunar. Ancak burada önemli olan sadece cihazın adı değil doğru dalga boyunun doğru boya rengiyle eşleştirilmesidir.
Renklere Göre Dövme Silme İşlemi
Her dövme boyası, lazer ışığını aynı şekilde emmez. Işığın fiziği gereği, belirli renkler belirli dalga boylarını daha iyi tutar. Bu yüzden klinikte tek bir lazer başlığıyla her dövmeyi silemeyiz; farklı renkler için farklı silahlara ihtiyacımız vardır.
En kolay sonuç aldığımız grup genellikle koyu renklerdir. Siyah pigment, lazer ışığının neredeyse tüm dalga boylarını emebildiği için parçalanması en kolay olanıdır. Kırmızı renkler de genellikle doğru dalga boyu (532 nm) ile oldukça iyi yanıt verir.
Ancak bazı renkler daha dirençlidir. Özellikle geçmişte “silinemez” denilen mavi ve yeşil tonları, günümüzde 755 nm gibi özel dalga boylarına sahip Alexandrite veya Pikosaniye sistemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Silinmesi en zor veya dirençli olan renkler şunlardır:
- Sarı
- Açık mavi
- Turkuaz
- Fosforlu renkler
- Ten rengi karışımlar
Bu renkler lazer ışığını emmek yerine yansıtmaya meyillidir. Bu nedenle hastalarımıza bu renklerde %100 silinme garantisi vermektense, “soldurma” işleminin daha gerçekçi bir hedef olduğunu baştan anlatırız.
Seans Aralıkları ve Hızlı Protokoller
Standart bir dövme sildirme sürecinde, bir seans yapıldıktan sonra vücudun o parçalanan boyaları atması için yaklaşık 6 ila 8 hafta beklenir. Bu bekleme süresi, lenfatik sistemin çalışması ve cildin iyileşmesi için zorunludur. Ancak bu durum tedavinin toplam süresini yıllara yayabilir.
İşlemi hızlandırmak için “çoklu geçiş” teknikleri geliştirilmiştir. Lazer atışı yapıldığında ciltte anında beyaz bir kabarcıklanma görürüz; buna “frosting” (buzlanma) denir. Bu aslında deri altında oluşan gaz baloncuklarıdır. Bu baloncuklar, lazer ışığının daha derine inmesini engeller. Eskiden bu baloncukların sönmesi için 20 dakika beklenir ve tekrar atış yapılırdı (R20 tekniği). Ancak bu yöntem hem çok zaman alıcıydı hem de cilde fazla ısı yüklediği için riskliydi.
Şimdi ise FDA onaylı özel solüsyonlar veya “PFD Patch” dediğimiz özel yamalar kullanıyoruz. Bu yamalar, ciltteki o beyaz gaz bariyerini saniyeler içinde çözüyor. Böylece tek bir seansta, beklemeden arka arkaya 3-4 geçiş (R0 tekniği) yapabiliyoruz.
Hızlı protokollerin sağladığı faydalar şunlardır:
- Daha fazla boya parçalanması
- Toplam seans sayısında azalma
- Klinikte geçirilen sürenin kısalması
- Daha derinlemesine etki
Bu yöntemler sayesinde, hastalarımızın tedaviye olan bağlılığı artıyor ve sonuca daha kısa sürede ulaşabiliyoruz.
Kalıcı Makyaj Sildirme İşlemi
Kaş, dudak veya göz çevresine yapılan kalıcı makyajlar (kozmetik dövmeler), vücut dövmelerinden kimyasal olarak çok farklıdır. Bu boyaların içinde genellikle demir oksit veya titanyum dioksit gibi metaller bulunur.
Bu metaller lazer enerjisiyle karşılaştığında kimyasal bir reaksiyona girerek renk değiştirebilir. Buna “paradoksal koyulaşma” diyoruz. Örneğin ten rengi veya açık kiremit rengi bir kaş dövmesine lazer atıldığında, o bölge aniden siyaha veya griye dönüşebilir. Bu hem hasta hem de hekim için istenmeyen bir sürprizdir.
Bu riski yönetmek için yapılması gerekenler şunlardır:
- Detaylı analiz
- Küçük bir alanda test atışı
- Düşük enerjili başlangıç
- Alternatif lazer sistemleri
Eğer koyulaşma olursa, tedavi planını değiştirip daha farklı lazerlerle veya fraksiyonel lazer gibi cildi soyan yöntemlerle o boyayı dışarı atmaya çalışırız. Bu yüzden yüz bölgesindeki işlemlerde çok daha temkinli ve sabırlı olmak gerekir.
Dövme Sildirme İşlemi Komplikasyonları
Dövme sildirme işlemi “Hiç acımıyor” demek dürüst bir yaklaşım olmaz. Ancak bu acı, dayanılmayacak bir acı değildir. Hastalarımız bu hissi genellikle cilde gerilmiş bir paket lastiğinin çarpmasına benzetirler. Bazı bölgeler (örneğin kaburgalar veya ayak bilekleri) diğerlerine göre daha hassas olabilir.
Konforu artırmak için kullandığımız yöntemler şunlardır.
- Lokal anestezik kremler
- Soğuk hava üfleme cihazları
- Buz kompresi
- İşlem hızının yüksekliği
Modern cihazlar o kadar hızlı çalışır ki acı hissi beyninize ulaşana kadar işlem o bölgede bitmiş olur. Soğuk hava üfleme sistemleri ise cildi uyuşturarak ısının verdiği rahatsızlığı ciddi oranda azaltır.
İşlem Sonrası Durum
Lazer başlığı cildinizden çekildiği anda, uygulama yapılan bölgede beyaz bir renk (buzlanma) görürsünüz. Bu beklediğimiz ve istediğimiz bir tepkidir; işlemin işe yaradığını gösterir. Bu beyazlık kısa sürede geçer, yerini kızarıklığa ve hafif bir ödeme (şişliğe) bırakır.
İşlemden sonraki günlerde karşılaşabileceğiniz durumlar şunlardır:
- Hafif kabuklanma
- Su dolu kabarcıklar
- Kızarıklık
- Hassasiyet
- Kaşıntı
Özellikle su dolu kabarcıklar (büller) hastaları korkutabilir ama bu iyileşme sürecinin normal bir parçasıdır. Vücut o bölgeyi tamir etmek için sıvı gönderir. Bu kabarcıkları asla patlatmamak gerekir, çünkü onlar alttan gelen taze cildi koruyan doğal bir pansumandır.
İyileşme Sürecinde Dikkat Edilecekler
Dövme sildirme işleminin başarısı %50 hekimin ve cihazın performansına, %50 ise sizin evdeki bakımınıza bağlıdır. En iyi lazeri de kullansak, siz cildinizi korumazsanız leke kalma riski doğar.
Tedavi sürecinde kesinlikle uymanız gereken kurallar şunlardır.
- Güneşten mutlak korunma
- Yüksek faktörlü güneş kremi kullanımı
- Sıcak sudan uzak durma
- Kabukları asla koparmama
- Bol su tüketimi
- Sigaradan uzak durma
Güneş, iyileşmekte olan cildin en büyük düşmanıdır. İşlem gören bölge güneşe maruz kalırsa kalıcı kahverengi lekeler (hiperpigmentasyon) oluşabilir. Bu yüzden tedavi boyunca ve bittikten sonraki 3 ay boyunca o bölgeyi güneşten sakınmak şarttır.
Ayrıca bol su içmek ve dolaşımı bozan sigara gibi alışkanlıklardan uzak durmak çok kritiktir. Unutmayın parçalanan boyaları lenf sisteminiz taşıyacak. Lenf sisteminiz ne kadar iyi çalışırsa, dövmeniz o kadar hızlı silinir.
Dövme sildirme sabır gerektiren bir süreçtir. Her seansta dövmenizin biraz daha solduğunu, cildinizin özüne döndüğünü göreceksiniz. Doğru teknoloji, doğru hekim ve bilinçli bir bakımla, geçmişin izlerini silmek ve cildinizle barışmak tamamen mümkündür.