Hatalı dolgu uygulamalarının görme kaybına kadar varan riskleri nelerdir?
Son yıllarda medikal estetik alanında yaşanan hızlı gelişmeler, cerrahi müdahaleye gerek duyulmadan gerçekleştirilen gençleşme prosedürlerine olan ilgiyi artırmıştır. Hyaluronik asit bazlı dermal dolgu uygulamaları, yüz hacmini geri kazandırma, asimetrileri düzeltme ve yaşlanma belirtilerini hafifletme konusunda etkili sonuçlar sunabilmektedir. Ancak, popülaritesi giderek artan bu işlemler, basit bir kozmetik uygulamadan ziyade, derin anatomik bilgi gerektiren tıbbi prosedürlerdir.
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, dolgu uygulamalarında da dermal dolgu riskleri ve potansiyel komplikasyonlar söz konusu olabilir. Bu komplikasyonların en nadir görülen fakat en dramatik sonuçlara yol açabileni, literatürde “İyatrojenik Retinal Arter Oklüzyonu” olarak tanımlanan görme yetisi kaybıdır.
Elbette buradan dolgu işlemi kör eder gibi bir sonuç çıkarılması son derece yanlıştır. Bu durum nadir bir komplikasyon olmakla birlikte, tıbbi protokollere uygun işlemlerde bu sonuç risk faktörleri içerisinde değerlendirilir.
En doğru yaklaşım, resmi belgeleri olan kuruluşlar yani hastane, klinik ve doktor muayenehanesi gibi yerleri tercih etmektir. Bu ifadem bir öneri değil, aynı zamanda yasal bir zorunluluktur. Bu işlemler, sadece resmi belgeye sahip kişi ve kuruluşlar tarafından yapılabilir.
Vasküler Anatomi ve Komşuluklar
Yüz bölgesi, dışarıdan bakıldığında pürüzsüz bir cilt tabakası gibi görünse de deri altında son derece karmaşık bir “otoban ağına” benzetilebilecek damar ve sinir yapılarını barındırır. Yüz anatomisi üzerine yapılan kadavra çalışmaları ve radyolojik görüntülemeler, damar yerleşimlerinin her bireyde standart olmadığını, parmak izi gibi kişiye özgü varyasyonlar gösterebileceğini ortaya koymaktadır.
Yüzü besleyen ana damar sistemi (Eksternal Karotid Arter) ile beyni ve gözü besleyen damar sistemi (İnternal Karotid Arter) arasında, tıbbi terminolojide “anastomoz” adı verilen çok sayıda doğal bağlantı noktası bulunabilir. Bu bağlantılar, yüzeyel dokular ile derin yapılar arasındaki kan alışverişini sağlar. Ancak bu bağlantıların varlığı, yüzün herhangi bir bölgesine yapılan enjeksiyonun, dolaylı yoldan göz damarlarını etkileyebilme potansiyelini de beraberinde getirebilir. Özellikle burun kökü, kaş arası ve göz çevresindeki damar ağının yoğunluğu, bu bölgelerdeki işlemleri anatomik açıdan daha hassas hale getirebilir.
Dolgu Maddesi Göze Nasıl Ulaşabilir?
Hastaların zihninde genellikle “dolgunun göze sızması” gibi bir algı oluşsa da, görme kaybına yol açabilen mekanizma biyofizik kurallarıyla açıklanan daha farklı bir süreçtir. Tıbbi literatürde bu durum “Retrograd Embolizasyon” (Ters Yönlü Tıkanıklık) olarak adlandırılır ve teorik olarak şu aşamalarla gelişebilir:
İntravasküler Penetrasyon (Damar İçi Giriş)
Uygulama sırasında kullanılan iğne veya kanülün ucu, anatomik varyasyonlar veya teknik nedenlerle, farkında olunmadan bir arterin (atardamarın) içine denk gelebilir.
Basınç Dengesi ve Ters Akım
Hekimin enjektöre uyguladığı itme gücü (enjeksiyon basıncı), o andaki damar içi kan basıncından yüksek olduğu takdirde, dolgu maddesi kan akışının tersine doğru (retrograd) hareket edebilir.
Kritik Kavşaklara Ulaşım
Ters akımla geriye doğru ilerleyen dolgu materyali, yüzeyel damarlardan geçerek gözü besleyen ana damar olan Oftalmik Arter’in köküne kadar ulaşabilir.
Embolizasyon (Tıkanma)
Enjeksiyon işlemi durdurulduğunda veya basınç düştüğünde, normal kan akışı tekrar öne doğru hareket etmeye başlar. Bu sırada damar içinde serbest kalan dolgu parçacıkları, kan akımıyla birlikte sürüklenerek gözün sinir tabakasını (retina) besleyen “Santral Retinal Arter”e girebilir ve burada tıkanıklığa (emboli) neden olabilir.
Retina dokusu, vücudun oksijensizliğe (iskemi) en dayanıksız dokularından biridir. Kan akışının kesilmesi durumunda dakikalar içinde hücresel hasar başlayabilir ve bu durum retinal arter oklüzyonu tablosuyla sonuçlanabilir.
Yüksek Risk Taşıyabilen Anatomik Bölgeler
Yüzün tamamı vasküler bir ağ ile örülü olsa da bazı bölgelerdeki damarların göz damarlarıyla olan doğrudan ve kısa bağlantıları, bu alanları “Yüksek Riskli Zonlar” kategorisine sokmaktadır. Bilimsel çalışmalar, aşağıdaki bölgelerde daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır:
Glabella (Kaş Arası) Bölgesi
Kaş çatma çizgilerini gidermek amacıyla yapılan glabella dolgusu uygulamaları, literatürdeki vaka serilerine göre komplikasyon riskinin en sık rapor edildiği bölgelerden biridir. Bu bölgede cilde oldukça yakın seyreden Supratroklear ve Supraorbital arterler, doğrudan Oftalmik Arter’den köken alır. Bu damarların çapının dar olması ve kemik yapıya yakınlığı, yüksek basınçlı enjeksiyonlarda risk faktörü oluşturabilir.
Nazal Bölge (Ameliyatsız Burun Estetiği)
Son yılların popüler uygulaması olan burun dolgusu, estetik açıdan memnuniyet verici sonuçlar sunsa da, burun dolgusu körlük riski açısından en teknik bölgelerden biri kabul edilir. Burun sırtında ve yan duvarlarında seyreden Dorsal Nazal Arter, göz damarlarıyla yoğun anastomozlara sahiptir. Özellikle daha önce cerrahi rinoplasti geçirmiş hastalarda, doku içi yapışıklıklar (fibrozis) damarların yerini değiştirebilir veya sabitleyebilir; bu da damardan kaçınmayı zorlaştırarak riski artırabilir.
Nazolabial Hat ve Fasiyal Arter Trasesi
Burun kanatlarından dudak kenarına inen olukların doldurulması işleminde, yüzün ana besleyici damarı olan Fasiyal Arter trasesi önem taşır. Bu damar, burun kenarından yukarı doğru çıkarak Angular Arter adını alır ve gözün iç köşesinde oftalmik sistemle birleşir. Yanlış derinlikte ve planda yapılan enjeksiyonların bu damar yapısını etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Alın ve Şakak Bölgesi
Alın bölgesindeki damarlar (Yüzeyel Temporal Arter dalları) oldukça yüzeyeldir ve zikzaklı bir yapı gösterebilir. Şakak ve alın dolgularında da bu damar ağının, göz dolaşımıyla bağlantılı olabileceği unutulmamalıdır.
Erken Uyarı Sinyalleri ve Belirtiler
Vasküler bir komplikasyon (damar tıkanıklığı) gelişmesi durumunda, vücut genellikle işlem anında veya hemen sonrasında şiddetli tepkiler verebilir. Hem hastanın hem de hekimin bu belirtilere karşı tetikte olması, erken müdahale açısından hayati önem taşıyabilir:
Şiddetli ve Yayılan Ağrı
Enjeksiyon giriş acısından farklı olarak; yakıcı, zonklayıcı ve göze veya başın tepesine doğru yayılan ani bir ağrı hissedilebilir. Ancak, günümüzde kullanılan birçok dolgu maddesinin içinde lidokain (lokal anestezik) bulunması, bu ağrıyı maskeleyebilir ve “sessiz iskemi” dediğimiz ağrısız tıkanıklıklara yol açabilir.
Ciltte Solukluk (Blanching)
Tıkanan damarın beslediği cilt bölgesine kan gitmediği için, deri rengi aniden kireç beyazına dönebilir. Bu belirti genellikle saniyeler içinde ortaya çıkabilir.
Dolgu Sonrası Görme Bozukluğu
Hastalar; ani gelişen bulanık görme, görme alanının bir kısmında perde inmesi, siyah noktaların uçuşması, ışık çakmaları veya tam karanlık şikâyeti ile başvurabilir. Ayrıca göz kapağında düşüklük (ptozis) ve göz hareketlerinde kısıtlılık da eşlik edebilir.
Livedo Reticularis ve Doku Nekrozu
Müdahale edilmeyen vakalarda, saatler içinde beyazlaşan alanın etrafında morumsu, ağ şeklinde lekeler (Livedo Reticularis) oluşmaya başlayabilir. Bu durum, dokunun oksijensiz kaldığının ve doku nekrozu (doku ölümü) riskinin başladığının habercisi olabilir.
Risk Yönetimi ve Güvenli Uygulama Stratejileri
Estetik tıpta “risk yoktur” demek bilimsel gerçeklerle örtüşmez; ancak “risk yönetilebilir” demek mümkündür. Komplikasyon ihtimalini minimize etmek için uluslararası otoritelerin belirlediği bazı güvenlik protokolleri bulunmaktadır:
Anatomi Bilgisi ve Uzmanlık
Uygulamayı yapacak kişinin sadece enjeksiyon tekniklerini değil; damar derinliklerini, olası varyasyonları ve riskli planları bilen bir tıp doktoru olması şarttır. Bu noktada en iyi dolgu doktoru arayışında olan hastaların, hekimin komplikasyon yönetimi konusundaki tecrübesini ve tıbbi geçmişini sorgulamaları önerilebilir.
Kanül Kullanımı – İğne
Ucu sivri iğneler dokuyu keserek ilerlerken damar duvarını delme riskine sahip olabilir. Buna karşın, ucu küt ve esnek bir yapıya sahip olan kanül kullanımı, damar duvarına çarptığında onu delmek yerine etrafından dolaşma eğiliminde olabilir. Bu özellik, damar içi enjeksiyon riskini kesin olarak sıfırlamasa da önemli ölçüde azaltmaya yardımcı olabilecek bir güvenlik önlemi olarak kabul edilir.
Yavaş Enjeksiyon ve Düşük Basınç
Dolgu maddesinin çok yavaş ve az miktarlarda (küçük boluslar halinde) verilmesi, olası bir damar içi girişte verilen madde miktarını sınırlı tutabilir. Ayrıca düşük basınçla çalışmak, retrograd akım (geriye kaçış) riskini düşürebilir.
Aspirasyon Testi
Enjeksiyon yapılmadan önce enjektör pistonunun geri çekilerek (negatif basınç uygulanarak) enjektöre kan gelip gelmediğinin kontrol edilmesi, her ne kadar yalancı negatif sonuçlar verebilse de, uygulanması önerilen bir güvenlik adımıdır.
Hyaluronidaz
Hyaluronik asit dolgularının estetik tıpta “altın standart” olmasının en büyük nedeni, geri dönüştürülebilir olmalarıdır. Hyaluronidaz tedavisi, dolgu kaynaklı komplikasyonların yönetiminde kilit rol oynar. Hyaluronidaz, hyaluronik asit moleküllerini saniyeler içinde parçalayarak su kıvamına getirebilen bir enzimdir.
Olası bir vasküler oklüzyon veya görme kaybı şüphesinde, “bekle ve gör” yaklaşımı kesinlikle uygulanmaz. Protokol gereği işlem derhal durdurulmalı ve ilgili bölgeye (damar trasesi boyunca) yüksek dozda Hyaluronidaz enzimi enjekte edilmelidir. Bu dolgu eritme işlemi, damarı tıkayan materyali parçalayarak kan akışının yeniden sağlanmasına olanak tanıyabilir. Eş zamanlı olarak sıcak kompres, masaj ve damar genişletici tedaviler uygulanabilir. Görme kaybı durumunda ise zamanla yarış başlar; hasta acilen bir göz hastalıkları uzmanı ile konsülte edilmeli ve hiperbarik oksijen tedavisi gibi ileri yöntemler değerlendirilmelidir.
Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
Sağlık, estetik kaygıların her zaman önünde gelmelidir. Bu tür işlemlerin bir “öğle arası kaçamağı” gibi görülmesi, risk algısını zayıflatabilir. Bilinçli bir hasta olarak dikkat edilebilecek noktalar şunlardır:
Ruhsatlı Klinik Seçimi
İşlemlerin, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, acil müdahale kitlerinin (Hyaluronidaz vb.) hazır bulunduğu kliniklerde yapılmasına özen gösterilmelidir.
Tıbbi Geçmişin Paylaşılması
Daha önce geçirilen yüz ameliyatları, travmalar veya pıhtılaşma bozuklukları gibi durumlar, hekimle eksiksiz paylaşılmalıdır.
Ürün Kalitesi
Kullanılan dolgu maddesinin FDA veya CE onaylı, güvenilir markalara ait olup olmadığı sorgulanabilir. Kalıcı dolgulardan (silikon vb.) kaçınılması önerilir, çünkü bu maddelerin eritici bir antidotu bulunmamaktadır.
Dermal dolgu uygulamaları, doğru ellerde, doğru teknikle ve kaliteli ürünlerle yapıldığında yaşam kalitesini ve özgüveni artırabilen etkili prosedürlerdir. Dermal dolgu riskleri ve nadir görülen komplikasyonlar, işlemin doğası gereği var olsa da; anatomiye hakimiyet, güvenli dolgu uygulaması teknikleri ve kriz yönetimi bilgisi ile bu riskler yönetilebilir seviyelere indirilebilir.
Estetik süreçlerde “mucize” veya “garanti” arayışı yerine, “bilimsel gerçeklik” ve “güvenlik” ön planda tutulmalıdır. Olası iyatrojenik retinal arter oklüzyonu gibi ciddi tabloların farkındalığı hem hekimlerin daha titiz çalışmasını hem de hastaların işlem seçiminde daha seçici olmasını sağlayabilir.
Bilimsel Referanslar
- Lazzeri D, et al. Blindness following cosmetic injections of the face. Plastic and Reconstructive Surgery. 2012 Apr;129(4):995-1012. (Bu çalışma, yüz dolgularına bağlı komplikasyonların kapsamlı bir meta-analizini sunmaktadır.)
- Beleznay K, et al. Vascular Compromise from Soft Tissue Augmentation: Experience with 12 Cases and Review of the Literature. The Journal of Clinical and Aesthetic Dermatology. 2014 Sep;7(9):37-43.
- DeLorenzi C. Complications of injectable fillers, part 2: vascular complications. Aesthetic Surgery Journal. 2014 May;34(4):584-600. (Vasküler komplikasyonların mekanizması, önlenmesi ve tedavisi üzerine temel referans kaynaklarından biridir.)
- Goodman GJ, et al. Current Concepts in the Management of Facial Vascular Complications. Plastic and Reconstructive Surgery. 2020.
- Cotofana S, et al. The Anatomy of the Facial Arteries. Facial Plastic Surgery. 2019. (Yüz arterlerinin anatomik varyasyonlarını inceleyen detaylı kadavra çalışması.)
- King M, et al. The Use of Hyaluronidase in Aesthetic Practice. J Clin Aesthet Dermatol. 2018.
YASAL UYARI VE BİLGİLENDİRME
Bu blog yazısında yer alan tüm içerikler, yalnızca genel bilgilendirme ve sağlık okuryazarlığını artırma amacıyla hazırlanmış olup, uluslararası bilimsel literatürden derlenmiştir. Burada sunulan bilgiler, hiçbir şekilde tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi niteliği taşımamaktadır ve profesyonel bir hekim muayenesinin yerini alamaz.
İlgili metin, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliklerine uygun olarak oluşturulmuştur.
- Sitedeki bilgiler, hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılamaz.
- Tıbbi ve estetik süreçler, komplikasyon riskleri ve iyileşme süreleri kişiye özeldir; her hastanın anatomik yapısı, genetik özellikleri ve tedaviye vereceği yanıt farklılık gösterebilir.
- Bu sitedeki bilgilere dayanarak teşhis ve tedavi girişiminde bulunulmamalıdır.
- Tanı ve tedavi gerektiren tüm durumlar için mutlak surette uzman bir hekime başvurunuz